Enceladus Uydusu Hakkında İlginç ve Bilinmeyen Gerçekler

enceladus uydusu
enceladus uydusu

Enceladus, 1789 yılında William Herschel tarafından keşfedildi. 1980’lerin başında Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları Satürn’ün yakınından geçmesine rağmen bu uydu hakkında çok az şey elde etmişti.

2005’te Cassini uzay aracı, Enceladus’un yakınından yaptığı geçişler sayesinde, uydunun yüzeyini, çevresini ve daha birçok detayını ortaya çıkardı.

Yaklaşık 500 kilometre çapında olan uydu, Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan’ın onda biri büyüklüğündedir. Tamamıyla temiz bir buz ile kaplı olmasından, güneş sisteminde bulunan tüm gök cisimlerinden daha fazla ışık yansıtıyor.

Enseladus’un yüzeyi, öğle vakitlerinde en yüksek -200 °C’ye ulaşıyor. Peki bu uyduda yaşam şansı olabilir mi?

Enceladus Uydusu’nda Yaşam Olabilir Mi?

NASA’nın, Cassini’den elde ettiği verilere göre, karmaşık organik molekülleri barındıran bu okyanus dünyasının yaşam için uygun koşullara ev sahipliği yaptığı düşünülüyor.

Cassini, Enceladus’un buzlu kabuğundan su püskürterek, deniz suyunun kaya ile kimyasal olarak reaksiyona girdiği ve bazı yerler (canlıların oluştuğu yerlerde) meydana gelen kimyasalları tespit etti.

Önceden, Cassini Enceladus’ta çok daha küçük olan, nispeten yaygın organik moleküller tespit etmişti. Ayrıca söylemekte fayda var, yüzlerce atom içeren moleküller Dünya dışında ki gökcisimlerinde nadir bulunur.

Cassini’nin yaptığı önemli keşiflerden biri ise, uydunun uzaya püsküren su dolu sütunlarıydı. Püsküren su buharının bir kısmı “kar” olarak geri düşerken, geriye kalanı uzaya ilerleyerek Satürn’ün E halkasındaki materyalinin büyük bir kısmını oluşturuyor.

Matematiksel modeller, E halkasının kararsız olduğunu, 10,000 ila 1,000,000 yıl arasında bir ömre sahip olduğunu, bu nedenle onu oluşturan parçacıkların sürekli olarak yenilenmesi gerektiğini belirtiyor.

Enceladus’un uzaya püskürttüğü çeşitli madde dolu sütunlar, Satürn’ün E halkası için önemli rol oynuyor diyebiliriz.

Enceladus’ta sıvı suyun varlığına dair ilk kanıtlar, bilim insanlarının 2005 yılında püsküren suları gözlemlemesiyle ortaya çıktı.

Saniyede yaklaşık 200kg olmak üzere uzaya, sodyum klorür kristalleri ve buz parçacıkları, su buharı, moleküler hidrojen, diğer uçucular ve katı maddeleri gönderiyor. Uydudan bu şekilde maddelerin çıkması, uydunun hâlâ aktif olduğunu işaret ediyor.

Enceladus, Satürn’ün merkezine 238.000, bulut tepelerine ise 180.000km uzaklıktadır. Her 33 saatte bir Satürn’ü harekete geçirir. Satürn’ün daha büyük uydularında olduğu gibi, Enceladus’ta bir yüzünü Satürn’e doğru tutarak yörünge periyoduyla aynı anda döner.

Ağustos 1981’de, Voyager 2 uzay aracından elde edilen en yüksek çözünürlükteki görüntülerin incelenmesi sonrası, en az beş farklı arazi türü bölgesi, düz arazi bölgeleri ve en az beş farklı arazi tipi ortaya çıkarıldı. Ek olarak, geniş doğrusal çatlaklar gözlendi.

Düz ovalardaki bağıl krater eksikliği göz önüne alındığında ise, Enceladus’un yakın bir zamanda “su volkanizması” veya yüzeyi yenileyebilen diğer işlemlerle aktif olduğunu da söyleyebiliriz.

Voyager 2 tarafından gözlemlenen düzlük bölgeler, genellikle alçak kabartmalara ve dağınık arazilerde olduğundan, göreceli olarak daha genç bir yüzeye sahiptir.

Cassini tarafından sağlanan genişletilmiş yüzey kapsama alanı, özellikle Enceladus’un önde gelen yarımküresi üzerinde, ek düz ova bölgelerinin tanımlanmasına olanak sağlamıştır.

Cassini tarafından 14 Temmuz 2005 tarihinde uçuş sırasında çekilen görüntüler, Enceladus’un güney kutbunu çevreleyen kendine has, tektonik olarak deforme olmuş bir bölge ortaya çıkardı.

Bu alan, Enceladus’un, diğer buzlu uyduların arasında en genç yüzeye sahip olduğu fikrini güçlendiriyor. Bu sebeple de, bu uyduda yaşama fikrini bir kez daha olumlu yönde etkilemiş oluyoruz. Deniz tabanındaki çatlakların çevresinde bulunan hidrotermal menfezler, doğal bacaların oluştuğu, Dünya kabuğunun altında ısıtılan sıvının serbest bırakıldığı yerlerdir.

Bu bacalar etraflarındaki deniz suyu ile etkileşime girdiğinde, yaşamın gelişmesi ve değişmesi için gerekli olan sürekli akılı bir ortam yaratırlar. Dünya’dan kimyasal enerji ile beslenen bu karanlık, ılık ortam, güneş sistemimizde, güneşin sıcağından uzakta, dünyadaki yaşamın nasıl oluşabileceğinin anahtarı olabilir.

Dünya dışında ki gezegenlerde yaşam arayışımız süratle devam ediyor. Uçsuz bucaksız evrende, Mars gibi…

Enceladus gibi, gerçekten de canlı yaşamını farklı bir boyuta geçirebileceğimiz gezegenlerinde mevcut olduğunu biliyoruz. Kısa bir araştırma sonrası edindiğim bilgiye göreyse, Dünya’nın en soğuk bölgesi Concordia Station, en fazla -80 santigrat dereceye ulaşıyor.

Enceladus’ta yaşamak için, fazladan -120 dereceye de dayanabilirsek, bence güzel bir hayat bizleri bekliyor olabilir. Eşsiz güzelliğiyle bizlere kapısını açmayı hedefleyen Enceladus, yakın bir zamanda bilim insanlarının üzerinde çokça duracağı bir uydu olacak.

Umarız ki en yakın zamanda olumlu sonuçlar ile karşılaşırız.

Kaynak Linki: Enceladus Hakkında İlginç Gerçekler ve Bilinmeyenler!